smoke on the feather

bir varmış hep varmış
altımızda 67 mustang, arka koltukta bir sepet
sepette ananas suyu, prigıls - açık yeşil olandan - ve bir kaç şey daha
aynayı kendine çeviriyor ha bire. kafasını sağa sola sallayıp saçlarını karıştırıyor
iki eliyle bastırıyor sonra aşağı doğru. kaküllerim çok iğrenç deyip duruyor
yoldan gözlerimi ayırıyorum, ona bakıyorum uzun uzun
dünyanın en güzel kakülleri. dünyanın en güzeli yüzü
ne kadar şanslı olduğumu farkediyorum yetmişüçüncü kez
“bakılmaz!”
yola bakıyorum tekrar
upuzun yol. dümdüz yol
sarı yol çizgileri. sarı çöl
aşık oluyorum tekrar
arabayı durduruyorum
dünyanın en güzel tepesindeyiz
sepetimizi alıyor arka koltuktan
içinden bir ağaç çıkarıyor
gölgesine seriyor örtümüzü
bir de denizimiz varmış
çıkarıyor onu da, usulca seriyor ayaklarımızın altına
ne iyi etmiş de yanına almış
“tefal misin sen?” diyorum
“sensin o” diyor
tepe, ağaç ve deniz
bir de biz işte
ne eksik ki?
evet evet, hava çok sıcak
üçkibir ve rüzgarımız piknik sepetinden hopdışarı
saçlarımızı okşasın, üşütsün biraz
şarap iyi giderdi bu sahneye ama biz romantik değiliz ki
ananas suyu içeriz anca
olsun, tadı güzel
sırt üstü atıyoruz kendimizi
gökyüzü mavi, bulutlar beyaz
karıştırıyor bulutları eliyle
C yazıyor bulutun birinden
üstümüzden geçip gitmesini izliyoruz C’nin
bir tane bulut yakalıyorum ben de
avucumda oynayıp oynayıp gökyüzüne bırakıyorum
yükseliyor yükseliyor ve kocaman beyaz bir yıldız oluyor
yüzüne bakıyorum, o salak sırıtış
çok mutlu, belli
yakalıyor yıldızımı, avucuna saklıyor
üflüyor avucuna
yıldızbulut donuyor, yıldızbuz oluyor
elime koyuyor yıldızbuz’u
eriyor
eridikçe bana karışıyor
yıldızbuz eriyor, yıldızben oluyor
kalkıyoruz
bir kayanın tepesindeymişiz
çıkarıyoruz elbiselerimizi
atlıyoruz denize
su en güzel haliyle sarıyor bizi
içmek istiyoruz hepsini
“ben sırt üstü de yüzebilirim” diyor
“ne var bunda, ben de yaparım” diyorum
bırakıyoruz kendimizi suya
gökyüzüne bakıyoruz tekrar
gökyüzü mavi, bulutlar beyaz
hiç bitmesin istiyoruz
nokta.

“smoke on the feather” ile ilgili 11 yorum yapılmış.

  1. silgi:

    merhaba,

    hani romantiktin?

    teşekkürler.

  2. ben:

    merhaba,

    ben şarap içmek istiyorum desem, o ananas suyu istese, durduk yere tartışsak daha mı güzel olur?

    teşekkürler.

  3. silgi:

    merhaba,

    bana ananas suyunu siz istiyorsunuz da pası ona atıyorsunuz gibi geldi. bir dakika ya. yorumunuzu tekrar okudum da; yani siz romantiksiniz ama o değil mi. siz şarap derelerinde yıkanmak istiyorsunuz da, o lokloklok ananas suyu mu içiyor. pes doğrusu, hes doğrusu.

    teşekkürler.

  4. ben:

    merhaba,
    doğru anlamışsınız.
    teşekkürler.

  5. erdemo:

    bu ne romantikliktir anlamadım. odun muyum kü?

  6. antigone:

    Biraz oktay rifat tarzı bi şiir olmuş; çok hoş bir gizil romantizm. Gizil diyorum çünkü aşkı ve aşka dair beklenen romantik davranışları ya da geçişleri yıldızlara, buluta, denize mal etmişsin. En çok da ben sırt üstü yüzerim demiş de öteki de ben de demiş ya o kısımdaki sembolizasyonu sevdim.

    Diyeceksin ki sen de nerden çıktın, bunca derinlik tasarladığımı da nerden çıkardın ya da ne edebiyat parçalıyosun!!! şiir işte!

    Diyeyim niye. Çünkü otrada verilmiş bi emek var ve benim bi tarafım edebiyata dayalı.

    bu arada oktay rıfatın şiiri;
    “Ekmek dizimde
    Yildizlar uzakta, ta uzakta.
    Ekmek yiyorum yildizlara bakarak.
    Öyle dalmisim ki sormayin,
    Bazan sasirip, ekmek yerine
    Yildiz yiyorum.”

  7. silgi:

    antigone bence şaka yapıyor.

  8. buket:

    bence ciddi ciddi romantik bu şiir ya!! antigoneye katılıyorum nokta

    piss:iyacp bu şiiri sen yazdıysan cidden tebrikler

  9. silgi:

    arkadaşlar;

    iyacp kalbinizi kırmak istemediği için beni görevlendirdi. hayır, yanlış anlamayın; sert bir şeyler söyleyeceğinden değil. lakin kendisi sizin düşündüğünüz gibi gizil romantik olmadığından dolayı, söyleyeceklerinin bünyelerinizde şok etkisi yapabileceği kanaatine vardık. biliyorum ki şimdi günah keçisi ben olacağım. benim hitlerim düşecek. ancak artık şunu açıklığa kavuşturmanın zamanı geldi: bu yazı bir şiir değildir, canlarım. lütfen duygusal tazminat davası açmayınız. sizleri sevgi ve edebi değerlerle kucaklıyoruz. teşekkürler.

  10. skör:

    yazı konusuna son noktayı koyuyorum.
    ben şimdi bu yazıyı okumuş muyum? hayır.
    yorum yapmış mıyım? hayır.

    o zaman bu yazı romantiktir. ama gizil konusunda yorum yapmak istemiyorum.

    son nokta.

    -yeğenim bize şurdan iki demli ananas suyu kap gel.
    -tamam abi.

  11. antigone:

    anladım “nokta” vazifesi bana düştü. Öncelikle, ben şaire değil şiirin kendisine “gizil romantizm” kokuyor demiştim. kaldı ki, romantiksiniz demiş olsa idim de nesi kötü bunun! OLABİLİR; keyif sizin değil mi ..)))

    umarım noktam kabul olur. kim yazdıysa ELLERİNE SAĞLIK diyelim de kapansın bu mesele :))))))

    sevgilerimle.

Yorum: