on sekiz mayıs iki bin dokuz: canım bonus.

BONUS
19 MAYIS TA
iSTANBUL CEVAHiR
ALISVERiS MERKEZi
ONUNDE SiZLERi
BEKLiYORUZ. TUM
GUN AKTiViTELERE
KATILIP, 14:00
SONRASINDA CiN
AKROBASi EKiBiNi
iZLEYEBiLiRSiNiZ.

madem depeche mode’a gidemedik bari buna gidelim hanım.

yedi mayıs iki bin dokuz: liste hızla küçülüyor.

  • özcan deniz
  • volkan konak
  • ceza, funky c (dj funky, kila hakan’ın arkadaşı)
  • yusuf güney ve mentoru rafet e. roman
  • .
  • .
  • .
  • mfö
  • sezen aksu
  • .
  • .
  • .
  • depeche mode
  • metallica
  • pentagram
  • silgi-iyacp

tanrım, lütfen durdur artık şu çılgını.

not: ferhatgocer.mybrute.com

yirmi bir nisan iki bin dokuz: yok.

sevgili tanrım,

yine ben.
bugün seni isteklerimle sıkmayacağım, merak etme.
tanrısın, merak etmezsin, biliyorum.
lafın gelişi işte. anla.
bugün şey bir gündü. kötü değil de, şey işte.
mutsuz.
bu günün sadece mutsuz günlerinin başlangıcıymış gibi salak düşünceler getirirsin ya aklına
hani aslında yarın uyandığında şimdiki mutsuzluğundan eser kalmayacaktır ya,
bilirsin işte.
nerden bileceksin ki? sen tanrısın.
hep unutuyorum.

o zaman gideyim ben, ne dersin?

on altı nisan iki bin dokuz: tedirginim.

sevgili tanrım,

aklıma geldikçe deliriyorum.
yaklaşan paskalya’nın hatrına lütfen durdur artık şu ferhat‘ı.
o tiz sesiyle düet yapmadığı bir ben bir de sevgilim kalmışken koru bizi tanrım.
ferhat’a bizim evin yolunu gösterme. bizi de stüdyoya çağırmasın, ne olur.

çok korkuyorum tanrım.

not: bu yumurtalar benden sana.

dokuz nisan iki bin dokuz.

neskahve-kofimeyt karışım oranını hala tutturamıyorum. borç kavramını, yanımda telefonda konuşulurken karşı taraftan bana selam gelince vermem gereken cevabı, kadköyün bi yerlerinde bulunan arka tarafında bahçe olan garip kafenin adını ve - adını bile bilmediğimden ötürü - yolunu bir türlü öğrenemediğim gibi korkarım bunu da hayatım boyunca öğrenemeyeceğim. önemli mi? değil. değil dedim de aklıma cuma akşamı tatili geldi. ben, sevgilim, nargilemiz nergiz ve koala hayvanımız lorenzo ile on iki metre karelik engin balkonumuzda oturup müzik dinleyip, tavla oynayıp, çay içip, fıkralar anlatıp, çeşitli şakalarla baharın gelişini kutlayacağız. yer yer şarkı söylemeyi de istiyoruz lakin sevgilimin sesine komşular tepki gösterir diye çekiniyoruz. zaten bildiği tek şarkı da gülben’in yaza damgasını vuran “dizlerimde bir prens yatıyor / anem de kıskanıyor” şarkısı. üzülüyorum onun için, gerçekten. yeri gelmişken ikizleri için ergen-erdoğan çiftini burdan kutluyorum. saatlerimiz 11:41 gibi yuvarlak olmaktan çok uzak bir saati gösterirken mutlulukla yemek saatinin yaklaştığını fark ediyorum. evet, benim bir şeyi fark etmem en az beş saniye sürüyor. şimdi yemek öncesi biraz daha çalışıyormuş gibi görünüp inci-board’da takılacağım. rütbem yükseldi yükselecek. sonra belki bir şeyler daha yazarım. bence o reklamdan önce tansağ* da bizim gibi kafimeyt diyordu.

* bunu silgi’den çaldım

annn nanıııı!

hanım hanım halit’le bergüzar aşk yaşıyormuş, az önce ajans söyledi. olmaz böyle şey. olmaz.

draft.

hanım hava çok soğuk yemin ediyorum. dikkat et kendine. ben tişörtle çıktım, sen çıkma.

tortoise.

merhaba.

hafta sonu tatilimi aşağıdaki gibi değerlendirdim. teşekkürler.

- 24 saat uyudum

- 13 saat televizyon seyrettim, buna dahil olanlar şunlar

  • fifti, ramiz, hekim ve acun (3.4 saat)
  • kınalı yapıncak (1.3 saat)
  • ali poyrazoğlu’nun katıldığı bir kaç program (0.1 saat)
  • magazin (2 saat)
  • yemekteyiz finali (0.9 saat)
  • canım ailem (tekrar) (0.12 saat)
  • tarık akanlı bir filmin sonu (0.14 saat)
  • karma police klibi (0.04 saat)
  • şov tivi ana haberlerinde dedektörle altın arama (bu daha önce de olmuş olabilir, emin değilim) (0.09 saat)
  • ferhat göçer, adını unuttuğum kız ve mihriban’lı klip (0.08 saat)
  • jaws’ın sonu (0.04 saat)
  • diğer (5.09 saat)

- 2 bardak süt, bir bardak sahlep, bir bardak sütlü neskahve içtim

- bir tane açma yedim

- sevgilime bir elma bir ayva dilimledim

- 32 parça bulaşık yıkadım

- eti arada kontrol etmeyi unuttum, taştı

- fırını sildim

- bir katarin bir talcid iki de majezik içtim

- 3-4-5 bölüm monk seyrettik

- bir el dota attım

- thumble bugs oynayan sevgilime asistanlık yaptım, beceremedim. yine de oyunu bitirdi

- thumble bugs oynadım, sevgilim asistanlık yaptı. yine de oyunu bitiremedim

- borcumun bir kısmını daha ödedim. artık borcum sadece üçyüzseksenyetele

- ayşe, nar ve hardal’a su verdim. mutlu oldular

- sevgilimin tatlı krizlerini bertaraf edemedim bir türlü. çareyi mcdonalds’larda bulduk

- yere tarçın döktüm (temizledim hayatım, yemin ederim)

- sevgilimle boyaları kurcaladık. sıkışan kapaklara pıtpıtpıt vurarak açtım

- şarkı söyledim, hanım kızdı

- hanım şarkı söyledi, ben dinledim

- inci-board’da arkadaşlarla vakit öldürdüm, onbaşı oldum. yeri geldiğinde smiley kullandım. avatar da koyacaktım ama sevgilim alay etti benle

- sayısal oynadık, iki tane iki bildik

- numeroloji konusuna eğildik

- matlab kurdum, delicious verilerini gözden geçirdim. garip bir şey yokmuş

- hürriyetin bilgi yarışmasına katıldık, hiç bir şey olmadı

- işte bu kadar.

en kötü hafta sonumuz böyle olsun mu? olsun bence.

public.

bu kadar özlemek garip gerçekten. oysa daha sabah yanındaydım. oysa daha akşam görüşeceğiz.

maven.

öğrenim kredisi geri ödemesi, katkı kredisi geri ödemesi, ziraat bankasının bimilyonsaat bekleten çalışanları derken bir günün daha sonuna geldik. günün sonunda noel baba’dan istediklerim şöyle: ziraat bankasının başına ümit abi geçsin, tüm şubelerini kapatıp yerlerinde lokanta açsın, masaları şeyda hanım düzenlesin, yemekleri sahra hanım servis etsin, naim fenalık geçirsin, nil evde kalsın, hasan amca terkos suyu içsin, içtikten sonra da o bıyıkları kessin, serkan-sertaç-yada-servet ıssız bir adaya düşsün sonra da hafızalardan silinsin.

ümit abi bu akşam gerçekten kayışı kopardı.